Manna Nedir? Faydaları Nelerdir?

M

Manna Nedir? Faydaları Nelerdir?

Beynimizin İşlem Kapasitesi

Beynimizin işlem kapasitesi çok büyürse, diğer boyutlarla ilişkimizde olası olacak ve evreni idrak etmemiz çok değişik olacaktır. Yalnızca bunlarla da hususlu değil rehabilitasyonu mümkün olmayan yüzlerce hastalığa tek çare olarak bu iksir gösteriliyor. Kolay bir örnek vermek gerekirse İsrail dünyada kanser olayının en az yaşandığı bir ülkedir. İsrailliler Kabalada kendi inisiye sırları arasında Manna ya çok değer vermektedir. 7,4 milyon nüfusun. 5,6 milyonu Musevi asıllıdır. Kanserden ölüm sayısı 2003 senesinde 160 kişi, 2004 de 152 kişi, 2009 da 113 kişi, 2013 de 90 kişidir. 2019 senesinde yalnızca 80 kişi.

ORMUS İLE ARASINDAKİ FARK NEDİR?

Manna ve Ormus da aslında iki farklı iksirdir fakat aynı yada tek iksirmiş gibi aktarılır. Antik Misır’da Manna diye isimlendirilen gizemli madde, asalında mono atomik altındır, halindedir. Literatürde “ORMUS olarak geçer. Ancak ORMUS içerisinde radyum, altın, gümüş, plâtin, magnezyum oksit bulunan bir nevi kokteyldir. Manna ise saf altındandır.

 

Bakara Suresi 57. Ayet Meali

manna-nedir-faydalari-nelerdir
manna-nedir-faydalari-nelerdir

Kuran’da da geçtiğine göre, Hz. Musa’nın Manna (Kuran’daki ismiyle Kudret Helvası) yapımını bildiği anlaşılıyor. Hz. Musa bebekliğinden itibaren Firavun’un sarayında büyümüş ve Firavun ailesinin bir ferdi olarak kabul edildiği için, çok iyi eğitilmiş ve kendisine bütün inisiye sırlar öğretildiği için, Mısır’da çok az kimsenin bilmesine izin verilen bu sır, Hz. Musa’veyahut öğretilmiştir. Nitekim İsrailliterin Misır’dan sürülüp 40 sene çölde yaşamaları sırasında, İsraillilerin bu kudret helvasını (Manna’yı) yiyerek, sıhhatlerini savunup hayatta kaldıklan öne sürülmektedir.

Tanınmış kişi İslam Tarihçisi Ebü Ca’fer Muhammed Bin Cerir’ut – Taberi’nin, Tarih-i Taberi isimli yapıtinda anlattığına göre,

“Hz. Musa kendisine Allah tarafindan oğretilen bir otu kurutuyor, kurutulmuş otu ufalayıp altın uzerine serpip karıştırdığında, altın toz haline geliyordu” diye yazıyor.

Mısır Medeniyetinde Manna

Mısır Medeniyetinin çökmesiyle bu Manna yapma sım da, bu sırrı bilenlerle birlikte yok olmuştur.Ancak Tapınak Şövalyelerinin ve onların devamı olan Masontarın bu sırm bir şekilde ele geçirip, günümüze kadar ve son zamanlarda de Manna imalatınını sürdürdükleri söylenmektedir. Ancak Masonlarda da bu sırrı çok üst düzeyde, 30 derecenin üstündekiler bilmekte ve bu sır sadece onlara öğretilmektedir.

Moson Ve Illuminati Kaynaklarına Göre Manna

Manna’yı hali hazırda, 33 derece üstat olarak ünvanlandırılan Masonların, yüksek dereceli İlluminati komiserlerinin, kimi üst düzey Siyonist çalışma grubu azalarının ve bir takım politikacıların kullandığı öne sürülmektedir.

Mason bir arkadaşımıza bu konu ile ilgili birşeyler sorduğumda yalnızca şu izahı yaptı;

“Tabii bir süreç olarak, insan vücudunun internete 56k (dial-up) irtibatta olduğu düşünülebilir. Ancak, Ormus kullanırken, bu irtibat daha hızlı bir internet gibidir.Sözgelişi Fiber internet gibi. sizi bağlayan telefon hattinmzı, bağlantınızı geliştirirsiniz. ” Ancak bu, internete bağlandığınız aleti değiştirmez.HaLa daha yavaş kalabilir internetiniz. . Sadece Manna Ormus’u alırken yüksek hızlı internet gibi, bilgileriniz daha hızlı çıkacak ve cevaplar daha hızlı olacak.. hatıranda tezahürü gibi..”

Mason kaynakları, haçlı seferleri vaktinde Tapınak Şövalyelerinin Manna yapımını, Müslüman Sufilerden ve Dürzilerden öğrendikleri de öne sürülür.

30 Dereceye yükselen bir masonun öncelikle öğrendiği sır madde budur. Bir başka söylemle mannayı 30. Derece ve yukarısı masonlar kullanmaktadır.

Temel yöntemi ise sadece 35. Dereceye erişmiş üstad olarak hatıralan tapınakçılar ile yüksek dereceli illuminati komiserleri ve 300 ler konseyindeki Siyonistler calışma gruplarındaki ilimsel uzmanlıklarına göre kullanmaktadır. Temel yöntem ile hem vücut zindeliklerini sağlamakta hemde ileri derece de tinsel varlıklarla iletişim kurmaktadırlar.

Tabii ve Yapay MANNA

Bulunan bu mono atomik madde, kadim dönemlerde üretilmiş olan Manna’nın özellikleriní taşıyordu. Aralarındaki fark Manna, yapay bir madde olmasına karşılık, bu yeni maddenin tabii olması idi. Her ikisi de yerçekimi kuvvetini değiştiriyor, süper iletken niteliğine sahip, çok çeşitli hastalıkların rehabilitasyonunda tesirli, sihirli maddedirler.

Peki neden altın?

Altın uzun yıllar süresince paslanıp yok olmadığı ve orijinal halini savunduğu için bilhassa geçmişteki simyacılar tarafından ebedi kabul ediliyor ve ölümsüzlük ilacının bu altında gizli olduğuna inanılıyordu. Bu yüzden de daha önceki simyacılar altından abı hayat diye isimlendirilen ölümsüzlük ilacını üretmek için büyük gayret sarf etmişlerdir. Isaac Newton’un dahi bu saklı simyayla uğraştığı bilinmektedir. Çünkü Newton bu arada iyi bir simyacıdır. Avrupa’da simyacıların yakıldığı o dönemde, Newton’da bu faaliyetini gizli yürütmüştür.

CERN’de anti madde aramada ALTIN

CERN’de yapılan anti madde arama deneylerinde altın protonları çarpıştırılmaktadır. Zira altın aynı vakitte hem madde, hem de anti madde sınıfındadır. Altın dünyada oluşan bir maden olmayıp, uzayda büyük yıldızlarda oluşup, Nova patlamaları ile dünya yüzeyine saçılan bir elementtir. Bu yüzden de dünyada büyük rezervler yerine yaygın olarak çok ufak miktarlarda bulunmaktadır. İnsan vücudunda dahi altın vardır. Yapılan tespitlere göre 80 kilogram’lık bir insan gövdesinde takriben 8 mg altın bulunmaktadır. Altının en çok bulunduğu yer umman sularıdır.Altın dünyalı değil, başka boyutlara ait bir elementtir hem maddedir, hem de anti maddedir.

Altın Nereden Geldi?

Dünyaya yıldızlarda olusmus hir maden halinde serpildiği için dünyanın her noktasında, umman sularinda, canlıların bedenlerinde neticede her yerde çok ufak miktarlarda vardır. Onun için çıkarılması ve üretilmesi çok pahalı ve zordur.

Peki Manna’nın gerçek özellikleri nelerdir?

Malum Epifiz bezinin salgıladığı hormonlardan en başlıcaları melatonin, serotonin ve DMT hormonlarıdır. Bu hormonlardan serotonin hormonunun asli görevi beyin hücrelerinde, snaplar arasında daimi var olan elektrik ve kimyevi akımları taşımaktır. Bu serotonin hormonu da beynimizin ortasındaki Epifiz bezi tarafından salgılanmaktadır.

Beyin hücreleri (nöronlar) arasındaki bu elektrik ve kimyasal akımının hızı, beyindeki sinirlerin direncine ve serotonin hormonunun miktarına bağlı olarak değişmektedir. Şayet elektrik ve kimyevi akımları sınırlayan bu direnç asgariye indirilebilir veya tamamiyle ortadan kaldırılabilirse, beyindeki nöronlar arasındaki iletişim çok hızlanacak ve beynin işlem kapasitesi çok büyüyecektir. Şayet beynimizin işlem kapasitesi çok büyürse, diğer boyutlarla ilişkimizde olası olacak ve evreni idrak etmemiz çok değişik olacaktır.

Mono atomik altın

Manna (mono atomik altın) süper iletken özelliği taşımaktadır. Başka bir deyişle iletkenlerdeki direnci ortadan kaldırmaktadır. Ayrı olarak yerçekimi kuvvetini de sıfırlamaktadır. Epifiz bezini aktive ederek, beyin içerisinde elektrik ve kimyevi akımları yavaşlatan bu dirençleri ortadan kaldırdığı için beyinde saniyedeki işlem sayısı, beynin normal vakitlerdeki işlem sayısının binlerce kat üstüne çıkmakta, dolayısı ile beynin kullanım kapasitesi çok yükselmektedir. Yüksek kapasite ile çalışan beyin vasıtası ile de başka boyutlarla temas kurulabilmekte, bu boyutlara astral yolcular yapılabilmektedir.

Kadim vakitlerde ermiş diye deyim edilen kişiler ve Manna kullanma hakkına sahip olan inisiye kişilerin bu eylemleri yapabildikleri öne sürülmektedir. Tabi bu Manna’nın hangi dozajda ve hangi koşullarda kullanılacağını iyi bilmek şartıyla!

Nöroloji ve sinir bilimi uzmanları ne diyor?

Nöroloji ve sinir bilimi uzmanlarının söylediklerine göre, şayet beynimizi çok yüksek kapasitelerde kullanabilsek, bugünkü hayatımızdan ve evreni kavrayışımızdan çok çok değişik bir noktaya geleceğiz.

Hayal edemeyeceğimiz şeyleri idrak edebileceğiz, duşünemeyeceğimiz beyin güçlerine sahip olacağız, öğrenme yeteneğimizi çok hızlandıracağız. Ancak belirli sınırlamalarla koşullandırılmışŞ yaratıklar olduğumuz için beynimizin kapasitesi ve işleyiş şekli de bu sınırlanmış hayat tarzına göre tasarılanmış olup, bu tasarıya göre çalışmaktadır. Eğer Manna ve benzeri ikazcılarla Epifiz bezimizi aktifleştirerek, onun kapasitesini artırabilirsek beyindeki sınırlamaları da kaldırabiliriz.

Manna ve Epifiz Bezi

Manna Epifiz bezini tetikleyerek, diğer hormonlarla beraber Melatonin hormon salınımınıda artırmaktadır. Melatonin hormonu bağışıklık sistemini geliştiren ve savunan bir hormon olarak, daha çok salındığında bağışıklık sistemini daha çok güçlendirdiği için insanların kansere ve diğer hastaliklara yakalanma rizikosu çok düşük olmaktadır.

Manna kullanımı ve SIhhat

Manna kullanımı ile başta, kanser, Alzheimer, astım, pankreas, kan dolaşım bozukluğu, Parkinson, beyin kanaması, böbrek hastalıkları ve balans bozuklukları olmak üzere daha pek çok hastalık rehabilitasyon edilmektedir ve bu hastalıklardan savunulmaktadır.

Beynin erişilemeyen-hükmedilemeyen yerleri

Beynin az çalışan daha doğrusu erişilemeyen-hükmedilemeyen yerlerine erişilir ve Tüm şuur altı aktivitelerini kişinin bilinç düzeyinde kontrol altına almasına imkan sağlar. Beynimiz bizim insiyatifimíz dışında günde vasati 1 milyar işlem yapar.

Beynimizin bu kadar büyük bir bölümünü kontrol edebilmemiz mesela yeni bir yabancı dili 1 günde ana dilimiz gibi konuşabilmemize, nebatlarla ve hayvanlarla iletişim kurabilmemize, Çoklu matematik işlemlerini zorlanmadan çözebilmemize Bir akar suyun akışını bile Suyun aslında canlı olduğunu bilerek molekülel manada onu anlayarak izlememize hasılı yaşadığımız dünya’yı artık bambaşka bir gözle görmemize kapı aralar. Manna’nın tesirleri hakkında bildiklerimiz sadece buz dağının görünen yüzüdür. Bu sırlarla dolu altın tozunun bilinmeyen bir çok işlevi daha vardır.

a-    MİSTİSİZMLE İLGİLİ ÖZELLİKLER

Mono atomik sınıfından olan Manna’nın vücut sağlığı ve pek çok hastalıkları tedavide bulunması yanında en büyük görevi, mistisizmle ilgili olarak Epifiz bezini aktive etmesidir.

•    Bilindiği üzere Epifiz bezinin salgıladığı hormonlardan en başlıcaları melatonin, serotonin ve DMT hormonlarıdır.

•    Bu hormonlardan serotonin hormonunun asli görevi beyin hücrelerinde, snaplar arasında sürekli var olan elektrik ve kimyasal akımları taşımaktır. Bu serotonin hormonu da beynimizin ortasındaki Epifiz bezi tarafından salgılanmaktadır.

•    Beyin hücreleri (nöronlar) arasındaki bu elektrik ve kimyasal akımının hızı, beyindeki sinirlerin direncine ve serotonin hormonunun miktarına bağlı olarak değişmektedir. Eğer elektrik ve kimyasal akımları sınırlayan bu direnç asgariye indirilebilir veya tamamen ortadan kaldırılabilirse, beyindeki nöronlar arasındaki iletişim çok hızlanacak ve beynin işlem kapasitesi çok büyüyecektir. Burada beyin içindeki iletkenlik düzeyi çok mühimdir.

•    Eğer beynimizin işlem kapasitesi çok büyürse, diğer boyutlarla ilişkimizde mümkün olacak ve evreni algılamamız çok farklı olacaktır.

•    Manna (mono atomik altın) süper iletken özelliği taşımaktadır. Yani iletkenlerdeki direnci ortadan kaldırmaktadır. Ayrıca yerçekimi kuvvetini de sıfırlamaktadır. Epifiz bezini aktive ederek, beyin içerisinde elektrik ve kimyasal akımları yavaşlatan bu dirençleri ortadan kaldırdığı için beyinde saniyedeki işlem sayısı, beynin normal zamanlardaki işlem sayısının binlerce kat üstüne çıkmakta, dolayısı ile beynin kullanım kapasitesi çok yükselmektedir. Yüksek kapasite ile çalışan beyin vasıtası ile de başka boyutlarla temas kurulabilmekte, bu boyutlara astral seyahatler yapılabilmektedir.

Kadim zamanlarda ermiş diye tabir edilen kişiler ve Manna kullanma hakkına sahip olan inisiye kişilerin bu eylemleri yapabildikleri iddia edilmektedir. Tabi bu Manna’nın hangi dozajda ve hangi şartlarda kullanılacağını iyi bilmek koşuluyla,

•    Bazı araştırmacı yazarların tespit ve iddialarına göre, kadim Mısır’da MÖ 2500-3000 yıllarında inşa edilmiş olan piramitlerde kullanılan 2,5 ton ile 70 ton arası ağırlığındaki taş blokların Nil nehrinin karşı yakasındaki ocaklardan çıkarılıp, Nil nehrini de geçerek yaklaşık 40km taşınarak, piramitlerin tepelerine kadar yerleştirmeleri esnasında Mısırlıların yer çekimi kuvvetini yok ederek, bu devasa taş blokları bir tüy gibi taşıyıp yerine koydukları iddia edilmektedir.

Amerika’da, Arizona’da bulunan mono atomik elementler üzerinde yapılan deneylerde, bu maddelerin yerçekimini bilinmeyen bir nedenle yok ettiği tespit edilmiş olduğu cihetle, piramitlerin inşa edildiği dönemde Mısırlıların mono atomik altın olan Manna yapımında çok ehil olmaları, Manna’nın bu özelliğini taş blokların taşınmasında uygulamış olamazlar mı?

•    Manna’nın beyin faaliyetleri üzerindeki etkisi sonucu  başka boyuttaki varlıklarla temas kurulabilmesi nedeni ile Mısırlıların bu gelişmiş varlıklardan aldıkları yüksek teknoloji ve bilgilerle bugün bile büyük bir beğeni ile seyredilen o devasa eserleri yapmış olamazlar mı? Bu eserleri yaparken kullandıkları astronomi ve matematik bilgilerini onlardan öğrenmiş olabilirler mi? Eğer Manna (mono atomik altın veya beyaz altın tozu) için söylenenler doğru ise, bütün bunlar mümkündür. Nitekim Amerika’da yapılan test sonuçları bu ihtimalleri teyit eder mahiyettedir.

•    Bugün UFO’ların varlığı ve uzaylılarla temas halinde olunduğu halk arasında, medyada yaygın bir iddia olmasına rağmen nasıl NASA ve siyasi yetkililer ve otoriteler bu gerçeği saklıyor ve saklamaya devam ediyorlarsa, kadim Mısırlılarda Manna kullanımı sonucu yaşanmış olan birçok gerçeği ve sırrı saklamışlardır. Zira bu konularda yapılmış çok  araştırma ve iddialarla dolu kitaplar var.

•    Mısır medeniyetinin gelişmesinde ve bugünün teknolojileri ile, bile gerçekleştirilmesi çok zor olan devasa yapıların inşa edilmesinde uzaylıların katkısı olduğu hep ileri sürülen bir iddiadır.

•    Bugün için beynimizi, yüzde kaç kapasite ile kullandığımız kesin olarak bilinmemekle beraber yaygın olan kanı % 10 kapasite ile kullandığımızdır. Nöroloji ve sinir bilimi uzmanlarının söylediklerine göre, eğer beynimizi çok yüksek kapasitelerde kullanabilsek, bugünkü yaşamımızdan ve evreni kavrayışımızdan çok çok farklı bir noktaya geleceğiz.
Hayal edemeyeceğimiz şeyleri algılayabileceğiz, düşünemeyeceğimiz beyin güçlerine sahip olacağız, öğrenme kabiliyetimizi çok hızlandıracağız. Ancak belirli sınırlamalarla koşullandırılmış yaratıklar olduğumuz için beynimizin kapasitesi ve işleyiş şekli de bu sınırlanmış yaşam tarzına göre plânlanmış olup, bu plâna göre çalışmaktadır. Eğer Manna ve benzeri uyarıcılarla Epifiz bezimizi aktifleştirerek, onun kapasitesini artırabilirsek beyindeki sınırlamaları da kaldırabiliriz.

•    Manna ( Beyaz altın tozu) kimyası itibari ile, beynimizin evrene açılış kapısı olan Epifiz bezini tetikleyerek, bu kapının iyice açılıp beynin çok yüksek kapasiteye erişmesini sağlamakta ve bugün algılayamadığımız pek çok şeyi algılamamıza ve beyin gücü ile pek çok şeyi yapabilmemize destek olmaktadır.

•    Altın uzun yıllar boyunca paslanıp yok olmadığı ve orijinal halini koruduğu için özellikle geçmişteki simyacılar tarafından ölümsüz kabul ediliyor ve ölümsüzlük ilacının bu altında saklı olduğuna inanılıyordu. Bu nedenle de eski simyacılar altından abı hayat diye isimlendirilen ölümsüzlük ilacını üretmek için büyük çaba sarf etmişlerdir. Isaac Newton’un bile bu gizli simyayla uğraştığı bilinmektedir. Zira Newton aynı zamanda iyi bir simyacıdır. Avrupa’da simyacıların yakıldığı o dönemde, Newton’da bu faaliyetini gizli yürütmüştür.

•    CERN’de yapılan anti madde arama deneylerinde altın protonları çarpıştırılmaktadır. Çünkü altın aynı zamanda hem madde, hem de anti madde sınıfındadır. Altın dünyada oluşan bir maden olmayıp, uzayda büyük yıldızlarda oluşup, Nova patlamaları ile dünya yüzeyine saçılan bir elementtir. Bu nedenle de dünyada büyük rezervler yerine yaygın olarak çok ufak miktarlarda bulunmaktadır. İnsan vücudunda bile altın vardır. Yapılan tespitlere göre 80 kg’lık bir insan gövdesinde yaklaşık 8 mg altın bulunmaktadır. Altının en çok bulunduğu yer okyanus sularıdır. Altın dünyalı değil, başka boyutlara ait bir elementtir hem maddedir, hem de anti maddedir.

Dünyaya, yıldızlarda oluşmuş bir maden halinde serpildiği için dünyanın her noktasında, okyanus sularında, canlıların bedenlerinde neticede her yerde çok ufak miktarlarda vardır. Onun için çıkarılması ve üretilmesi çok pahalı ve zordur.

•    İsrailliler Manna’yı çok iyi bilmekte ve halen gizli bir şekilde kullanmaktadır. Kabalada kendi inisiye sırları arasında Manna’ya çok değer vermektedir. Halen İsrail dünyada kanser olayının en az yaşandığı bir ülkedir. 7,4 milyon nüfusun, 5,6 milyonu Yahudi asıllıdır. Kanserden ölüm sayısı 2003 yılında 160 kişi, 2004 de 152 kişi, 2009 da 113 kişi, 2013 de 90 kişidir. 2020 yılında bu sayının 80 kişiye düşebileceği beklenmektedir. İsrail’de kanser hastaları için kemoterapi ve ışın tedavileri gibi metotlar uygulanmamakta daha ziyade bitkisel alternatif tedaviler ve Manna türü mono atomik gümüş suyu kullanımı ile tedavi yapılmakta ve Manna kullanılarak vücut korunmaktadır.

b-    SAĞLIKLA İLGİLİ ÖZELLİKLER

•    Manna Epifiz bezini tetikleyerek, diğer hormonlarla beraber Melatonin hormon salınımınıda artırmaktadır. Melatonin hormonu bağışıklık sistemini geliştiren ve koruyan bir hormon olarak, daha çok salındığında bağışıklık sistemini daha çok güçlendirdiği için insanların kansere ve diğer hastalıklara yakalanma riski çok düşük olmaktadır.

•    Manna kullanımı ile başta, kanser, Alzheimer, astım, pankreas, kan dolaşım bozukluğu, Parkinson, beyin kanaması, böbrek hastalıkları ve denge bozuklukları olmak üzere daha pek çok hastalık tedavi edilmektedir ve bu hastalıklardan korunulmaktadır.

•    Rivayet edilir ki bazı Çin imparatorları ve Kanuni Sultan Süleyman’da yemeklerinin üzerine altın tozu koydurarak, altın yerlermiş. Halen Hindistan’da bazı pahalı restoranlarda hatırı sayılır müşterilerine, üzerlerine altın tozu serpilmiş pastalar ikram edilirmiş.

•    Mason kaynakları, haçlı seferleri zamanında Tapınak Şövalyelerinin Manna yapımını, Müslüman Sufilerden ve Dürzilerden öğrendiklerinin iddia edildiğini söyler.

Bütün bu yararlarına rağmen Manna’nın (mono atomik karışımların) usulünü ve dozajını bilmeden, gelişi güzel kullanılması riskli ve tehlikeli olduğundan, bunların usulünü bilenlerin tarif ve yönlendirmesi ile kullanılması gerekir. Aksi halde, ölümcül ve şizofrenlik vakalarda yaşanabilir.

•    Spencer Cross’un, “The Great Pyramid: A Factory for Mono Atomic Gold” isimli kitabında Mısırlıların Manna’yı (mono atomic altın) nasıl imal ettiklerinin izahı ve üretim şemaları verilmektedir. Bu izahata göre Mono Atomic Altın tozunun elde edilmesinde PH derecesi çok önem arz etmektedir. Çünkü Altın 10,78 PH civarında toza dönüşmektedir. Prosese başlayıp bu noktaya gelmek için bir sürü işlem yapılmaktadır. İşleme başlayıp, toz altını elde edene kadar da 6 ay gibi uzun bir zaman beklenmektedir. Bu arada işlemlerde kullanılan temel maddeler tuz, su ve altın olmaktadır. Kullanılan diğer gazlarda bu maddelerden üretilmektedir. Burada dikkat çeken ise karışık mono atomic maddelerin eritilip, toza çevrilerek ORMUS elde edilmesi esnasında ısıl işlemler kullanılırken, Manna elde edilirken altının eritilip, toza çevrilmesinde ısıl işlemler kullanılmayıp, bu işlem kimyasal yolla yapılmaktadır.

Spencer Cross, piramitler üzerinde uzun yıllar inceleme ve araştırmalar yaptıktan sonra bu piramitlerden, büyük piramittin firavun ve kraliçe mezarları olarak değil, o dönemde Mısırlılar için hayati bir madde olan Manna üretimi için bir fabrika olarak inşa edildiği kanaatine varmıştır. Bir Manna üretimi için böyle devasa bir tesisin yapılması gerekçesinide, yapılan bir sürü kimyasal işlem esnasında olması muhtemel patlamalardan dolayı tesisin bu patlamalara dayanıklı olması ve tesisin berhava olarak, üretimin aksamaması için olduğunu söylemektedir. Nitekim piramidin içinde belli noktalarda ve şaftların içinde tespit edilmiş bulunan yüzeydeki siyahlıkların, muhtemelen geçmişte olmuş olan bir patlamadan, kaynaklanmış olduğunu söylemektedir. Netice de Spencer Cross’a göre Giza’daki büyük piramit bir Manna fabrikasıdır.

Yorum yap